Konuyu Oyla:
  • Toplam: 0 Oy - Ortalama: 0
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Müslüman Nasıl Olunur ?
#1
Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre Müslüman: “İslam dininden olan kimse, Muhammedî, Müslim, Müselman, mümin, İslam dininin kurallarını yerine getiren kimse, Doğru, haktan ayrılmaz kimse” olarak belirtilmektedir. Burada dikkat çeken şey Hristiyanlık dinine bağlı olanların Hristiyan, Yahudilik dinine bağlı olanların Yahudi şeklinde adlandırılmasına mukabil İslam dinine bağlı olanların Müslümanolarak adlandırılmasıdır. Bazı kişiler Müslüman bir anne babadan doğarak Müslüman olurlar kimileri de sonradan Müslüman olurlar.
İslam da kelime anlamı olarak tabi olmak, bağlı olmak anlamlarına gelir. Dolayısıyla bütün bunları tek bir potada erittiğimizde ortaya çıkan anlam, İslam dininin kurallarına kayıtsız ve şartsız inanan herkesin Müslüman olarak değerlendirilmesidir. Peki İslam dininin kuralları nelerdir?

Dinin ilk kaynağı Kutsal kitabı Kur’an-ı Kerim’dir. Kur’an-ı Kerim Allah tarafından İslam Peygamberi Hz. Muhammet’e indirilmiş, içinde emirler, yasaklar, tavsiyeler ve ibretler bulunan bir kitaptır. Müslüman olmanın ilk şartı bu kitapta bahsedilen her şeye inanmakla başlar. Uygulama ise işin imani boyutu değil takva boyutudur. Mesela Kuran’da namaz kılmak emredilmiştir. Namazın Allah’ın emri olduğuna inanmak Müslüman olmanın bir şartıdır. Ancak Namaz kılmamak ayrı bir durum olup Müslüman olmanın şartı sayılmaz. Buradan yola çıkarak İslam dinine girmek için en temel şartlar İmanın şartları olarak nitelendirilmiştir ve altı tanedir.
Bunlar;


1.Allah’a iman. (Allah’a zati ve subuti tüm sıfatları ile birlikte iman etmek. Mesela Allah’ın yaratıcı olduğuna iman etmek ya da Allah’ın rızk verici olduğuna iman etmek)
2.Peygamberlere iman (Kuran’da 25 peygamberden bahsedilse de sayısının çok daha fazla olduğu bildirilmiştir. Bu peygamberlerin hem kendilerine hem de getirdiklerine iman etmek gerekmektedir.)
3.Meleklere iman (Meleklerden Kuran’da birçok yerde bahsedilmektedir. Nurdan yaratılmışlar ve Allah’ın verdiği vazifeleri yapmaktadırlar.)
4.Kitaplara iman(Hz Davut’a Zebur, Hz Musa’ya Tevrat, Hz. İsa’ya İncil ve Hz Muhammed’e Kuran-ı Kerim indirilmiştir. İslam inancına göre Kuran haricindeki tüm kitaplar tahrif edilmiş olmasına rağmen ilk indirildikleri şekillerine inanmak İslam’ın gereğidir.)
5.Kaza ve Kaderin Allahtan geldiğine iman( Yine Kur’an da birçok yerde kaza ve kaderden ayrıca bunların Allah’ın elinde olduğundan bahsedilir. Başımıza gelmiş yada gelecek tüm olayların Allah’ın yaratmasıyla olduğuna ve Allah’ın taktirinde olduğuna iman etmek İslam’ın gereğidir.)
6.Öldükten sonra dirilmeye iman (İslam dini ölüm sonrası başka bir hayatın varlığına ve dünyada yapılan iyi ya da kötü amellerin mükafat yada cezasının ahirette çekileceğine inanmayı gerektirir)

Bu altı şart kendi içinde de bazı şartlar taşımaktadır. Mesela Kitaplara iman kısmında Kuran-ı Kerime iman alt başlığı kendi içinde inanılması gereken bir çok şart taşır. Namaz, oruç, zekat, haccın farz olduğuna, cennet ve cehennemin varlığına, içkinin zinanın haram olduğuna iman etmek bu şartlardan bazılarıdır. Eğer yukarıda yazılanlara inandıysanız en son yapmanız gereken şey Kelime-i Şehadet getirmektir. Arapçasını dil ile söyleyerek ve anlamına kalp ile inanarak İslam’a girilir ve Müslüman olunur. (Arapçası: Eşhedüenlailaheillallah ve Eşhedüenne Muhammeden Abduhu ve Rusuluhu Manası: Şehadet ederim ki Allahtan başka İlah yoktur ve yine şehadet ederim ki Hz. Muhammet Allah’ın kulu ve resulüdür.)

Müslüman Nedir?
Müslüman ve Mümin terimleri, çoğu Müslümanlar tarafından doğru olarak bilinemediğinden birbirine karıştırılmaktadır.

Zamanımızda; ülkemizde ve dünyada müslüman deyince çoğu kişi tarafından akla gelen ''Hz.Muhammed (A.S.M.) Efendimize bağlı kişi'' ve İslam deyince de Hz.Muhammed (A.S.M.) Efendimize indirilen anlaşılıyor. Gerek kuran dışı kaynakların çoğunluğunda, gerekse alim ve din adamlarının sohbet ve vaazlarında, hutbelerde bazen müslüman bazen mümin terimleri birbiri yerine kullanılıyor ve islamdan da sadece Muhammed peygamberimizin hadis ve sünnetleri olarak bahsediliyor.

Halbuki, insanın ilk yaratıldığından beri tüm insanlara inen din tektir ve o da islamdır. O halde, bütün peygamberler zaten islamı tebliğ etmiş ve uygulamışlardır. Onların tebliğ ettiği din islam olduğuna göre, o zamanki tabileri de Müslüman ve müminler olmaktadır.

Peki gerçekte müslüman ne demektir?

Kutsal Kitabımız Kuran'da bu konuyu inceleyelim.

Kuran Alemlerin Rabbi olan Yüce Allah(C.C.) tarafından bizlere Sevgisinden lütuf ettiği Kutsal Kitap'tır ve Allah(C.C.)'ın Ayetlerinden (sözlerinden) oluşur. Bu nedenle hiçbir söz Allah'ın Sözü yani ayetler karşısında duramaz.

Halbuki bazı aklı evvellerin imansızların oyununa gelerek iddia ettikleri hadislerin, ayetleri nesh (değiştireceği/iptal edeceği) edeceği sözü de kendiliğinden çürümektedir.

Bu nedenle müslüman ve mümin deyimleri bu bakış açısı ile incelenmez ise anlaşılmayabilir.

Kuran'ı incelediğimizde Mümin ve Müslüman terimlerinin aynı yerde, iki farklı kimliği gösterecek şekilde kullanıldığı görülür.

''Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar Mümin erkekler ve Mümin kadınlar taata devam eden erkekler ve taata devam eden kadınlar doğru erkekler ve doğru kadınlar sabreden erkekler ve sabreden kadınlar mütevazi erkekler ve mütevazi kadınlar sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar Allah'ı çok zikreden erkekler ve zikreden kadınlar var ya; işte Allah bunlar için bir mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.'' (Ahzab-35)

Bu ayette dikkat edilirse müslüman ve mümin deyimleri aynı yerde birlikte yer alıyor. Demek ki müslüman ve mümin aynı şey demek değildir.

Yüce Allah(C.C.) Kuddüs'tür-her türlü noksan sıfattan münezzehtir. Terimleri rastgele kullanmak biz sıradan insanlar için düşünülebilirse de- haşa Allah(C.C.) için düşünülemez. Allah(C.C.) aynı ayet içinde hem mümin ve hem de müslüman terimi kullandığına göre mümin ve müslüman aynı şey değildir.

Peki o zaman müslüman nedir? Şimdi ayetlerle adım adım bakalım nereye gidiyoruz!

1- Müslümanın; müslim, İslam olan olduğunu yani, dine teslim olan kimse olduğunu anlıyoruz.

Din ise peygamberler ve kitaplara göre yaşanabilir. Ancak zamanımızda peygamber olmadığından kitaplara bakılarak yaşanabilir.

Yine, zamanımızda din, yani islam; diğer kitaplar bozulmaya uğradığından, bozulmadan kalan ve kıyamete kadar bize rehberlik edecek olan kuranla yaşanabilir. Bu nedenle son peygamberimizden sonra islam = kuran olmaktadır.

Aşağıdaki ayete bakarsak; iki peygamberimizin de; tek olan islam dinine teslim olmayı vasiyet ettiğini görürüz. Böylece Müslümanın islama teslim olan tanımını görürüz.

''İbrahim de bunu kendi oğullarına vasiyet etti Yakup da''Oğullarım Allah sizin için bu dini seçti, o halde sadece müslümanlar olarak ölünüz''(dedi))'' (Bakara-132)

2- Müslümanın; Allah'ın Peygamberleri arasında fark gözetmeyen, onlara inenlerin hepsine iman eden ve Allah'a boyun eğen, yani Allah’a teslim olan, olduğunu anlıyoruz.

Aşağıdaki ayetlerden, Müslümanın hem kitapların hepsine iman etmesini, hem de peygamberler arsında ayrım yapmamasını, bunları koruyarak rabbimize teslim olanlar olması gerektiğini görüyoruz.

''Deyiniz ki «Biz Allah'a iman ettik ve bize ne indirildiyse İbrahim'e İsmail'e İshak'a Yakup'a ve torunlarına ne indirildiyse Musa'ya ve İsa'ya ne indirildiyse ve bütün Peygamberlere Rablerinden ne verildiyse hepsine iman ettik. Biz onların arasında fark gözetmeyiz ve biz ancak O'na boyun eğen (müslümanlar)ız.»''(Bakara-136)

''De ki: «Biz Allah'a bize indirilene; İbrahim'e İsmail'e İshak'a Yakub'a ve torunlarına indirilene; Musa'ya İsa'ya Peygamberlere Rablerinden verilene inandık iman getirdik. Onlardan hiçbiri arasında ayırım yapmayız ve biz ancak O'na boyun eğen (müslümanlar)ız!»(Ali-imran-84)

3- Allah’tan başkasına tapmayan, Allah’a şirk koşmayan, Başkalarını ilahlaştırmayan kimselere Müslüman denir.

Şimdi bu tanıma dikkat edilirse; bu tanımın tam da kelimeyi tevhid olduğunu, yani Allah’ı birlediğini görürüz. Yani bu tanımla “LA İLAHE İLLALLAH” dendiğini görürüz.

''De ki: Ey kitap ehli! Sizinle bizim aramızda ortak olan bir söze geliniz. Allah'tan başkasına kulluk etmeyelim O'na hiçbir şeyi eş tutmayalım ve Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilâhlaştırmasın. Eğer onlar yine yüz çevirirlerse deyin ki: «Şahit olun biz müslümanlarız».(Ali-imran-64)

Yukarıdaki ayete dikkatlice bakarsak; Ehli kitabın davet edildiği söz, “LA İLAHE İLLALLAH” olmakta olduğunu görürüz.

Ehli kitap, bu söze uymaya (söylemeye değil) davet ediliyor ve yüz çevirirlerse, “şahit olun, biz Müslümanız” denmesi emrediliyor.

İşte, Müslüman tanımı da burada ayrıca ortaya çıkıyor. “LA İLAHE İLLALLAH” deyimine uygun şekillerde yaşamayı kabul etmek oluyor.

Şimdi burada yeri gelmişken, Müslümanların düştüğü bir tuzağa dikkat çekmek istiyorum.

Şeytan ve dostları, “Müslümanın kalbinde zerre iman olsa, günahlarının bedelini öder ve cennete gider “ diyerek, bunu önce dini az bir dünya menfaatine değişen ve kendine islam alimi denilen zalimlere kabul ettirirler. Sonra da onlar aracılığıyla, kurandan bağı koparılarak, islam konusunda cahil bırakılan insanlara bunu kabul ettirirler.

Buna inanan, kurandan haberi olmayan cahillerde dine uygun yaşamada gevşek davranarak dini zafiyetlere düşerler ve ebedi cehennemlik olabilirler.

Halbuki, yukarıdaki tanımlara baktığımızda; Müslümanın kalbinde zerre iman olamayacağını, tam iman olacağını görürüz. İmanı zerre olarak yaşayan, yani bazı şeylere iman edip bazılarına iman etmeyenlerin Müslüman olamayacağını görürüz.

4- Müslümanın, Allah’a tevekkül eden kişi olduğunu görürüz.

''Musa dedi ki: «Ey kavmim eğer siz Allah'a iman etmişseniz müslümanlarsanız artık yalnızca O'na tevekkül edin.» (Yunus-84)

5- Müslümanlık, insanın yaratılışından beri vardır. Adem peygamberimiz Müslümandır.

''Onlara (Kur'an) okunduğu zaman: Ona iman ettik. Çünkü o Rabbimizden gelmiş hakikattir. Esasen biz daha önce de müslüman idik derler.''(Kasas-53)

Hem Hz.Adem (A.S.M.)'den beri İslam'ın olduğunu ve hem de müslüman olduğunu görüyoruz. Sadece Muhammed Peygamber Efendimize bağlı olanlar Müslüman olup, diğerlerine semavi din mensupları demek yanlış olur. Çünkü; daha önce de müslüman idik diyorlar.

6- Müslüman, kendisi içinde, yakınları içinde verilenlere şükreder. Yine kendisi içinde, kendinden gelenler içinde hidayeti ister. En sonunda Allah’a döneceğini bilir, kabul eder, razı olur.

''Biz insana ana-babasına iyilik etmesini tavsiye ettik. Annesi onu zahmetle taşıdı ve zahmetle doğurdu. Taşınması ile sütten kesilmesi otuz ay sürer. Nihayet insan güçlü çağına erip kırk yaşına varınca der ki: Rabbim! Bana ve ana-babama verdiğin nimete şükretmemi ve razı olacağın yararlı iş yapmamı temin et. Benim için de zürriyetim için de iyiliği devam ettir. Ben sana döndüm. Ve elbette ki ben müslümanlardanım''(Ahkaf-15)

Şimdi, buraya kadar anlatmaya çalıştığımız tanımı toparlayacak olursak, bunun tam bir Müslümanlığı ifade ettiğini görürüz.

o halde müslümanlığı bir cümle halinde anlatmaya çalışırsak;

MÜSLÜMAN, ALLAH’A TESLİM OLAN, PEYGAMBERLERİ ARASINDA FARK GÖZETMEDEN ONLARA VE KİTAPLARINA İMAN EDEN, İSLAMA TESLİM OLAN, ALLAHTAN BAŞKASINA TAPMAYAN, ŞİRK KOŞMAYAN, BAŞKA İLAHLAR OLMADIĞINI KABUL EDEN, ALLAH’A TEVEKKÜL EDEN, İSLAMIN TÜM İNSANLARA İNEN TEK DİN OLDUĞUNU KABUL EDEN, KENDİNE VE YAKINLARINA VERİLENLERE ŞÜKREDEN, İSYAN ETMEYEN, KENDİ VE SONRAKİLER İÇİNDE HİDAYET İSTEYEN, ALLAH’A DÖNECEĞİNİ (Allah’ın her şeyi görüp bildiğini, hiçbir şeyin gizli kalmadığını, hesap gününde hesap vereceğini) BİLEN VE KABUL EDEN KİMSEDİR.

Şeklinde anlatabiliriz.

Halbuki, bazı durumlar tam bunları kapsamayabilir.

Müslümanlığın ilk zamanlarında, bunlar tam öğrenilip kabul edilene kadar bir zaman geçer. İşte bu zaman içinde, Müslümanlar kendilerinin, islama yeni girdiklerini, bildiklerinin iman ederek yaşanmış olacağına yetmeyeceğini bilerek hareket
etmeleri gerekir.

Bu noktada şunu vurgulamak gerekiyor. Kabul etmek, teslim olmak ile iman etmek aynı şey değildir.

''Bedeviler iman ettik dediler. De ki iman etmediniz fakat teslim olduk (İslam olduk boyun eğdik) deyin. Henüz iman kalplerinize girmedi. Eğer Allah'a ve Resulüne itaat ederseniz (Allah) işlerinizden hiçbir şeyi eksiltmez. Allah Gafur'dur Rahim'dir'' (Hucurat-14)

İşte, yeni Müslümanlığa girenler, tam bir Müslüman olmak için yukarıdaki bütün özelliklere sahip olmalıdır. Aksi halde, Müslümanlığa girmekle beraber, yukarıdaki özelliklere sahip olmaya çalışmazlarsa, Müslüman olamayacaklarını görmeleri bilmeleri gerekir.

Çünkü Müslüman olmak başka, Müslüman kalmak ise bambaşka şeylerdir.

İşte, Müslüman bu anlatılanlara sahip olan kimseler olurken, mümin ise Müslümanlıktan derece bakımından üstün olarak; sabır ve salatla bunları yerine getiren Müslüman olmaktadır.

Yani Müslüman, başlangıçtan itibaren eksiklerini giderecek davranışlarda bulunarak mümin olmaya çalışır. Mümin, iman eden demektir.

İman ise, Allah’a ve dediklerine inanmak, onlara uygun olarak yaşayarak bunu göstermek demektir.

Bu nedenle, amel imanın bir parçası olmaktadır. Amele dönmeyen iman sadece dilde kalan bir kabul olur ki, insanı mümin olmak bir kenara yukarıda anlattığımız gibi Müslümanlıktan da çıkarır.

Amel imanın, iman amelin gereği olmaktadır. Yoksa, imana dayanmayan ameller de Müslümanlıktan çıkarır.
Ara
Cevapla PGM
Teşekkür verenler:


Hızlı Menü:


Şu anda bu konuyu okuyanlar: 1 Ziyaretçi


Online Shopping App